Sepetim (0) Toplam: 0,00TL

Basında Büyüyenay (2012)

Büyüyenay 5 iyi kitapla Bismillah dedi! Büyüyenay Yayınları, yayınladıkları kitaplar ve kitap jeneriklerindeki titizlikleri ile farklı bir yayınevi olmaya aday.. Büyüyenay yeni bir yayınevi. Sevimli kapak kompozisyonları, sade ve rahat sayfa düzeni ve okumayı teşvik edici harf karakteriyle basılmış bu kitaplar.

Yusuf Turan Günaydın,
dünyabizim.com, 16 Mart 2012

 

2012’nin Şubat ayında peş peşe bastığı 6 kitapla bir yayınevi doğdu. Türkiye’nin geleceği hakkında benim de söylenecek sözüm var, ben de ülkeme katkıda bulunacağım diyen: Büyüyenay... Yayınevinin yayınladığı kitaplara baktığımızda hepsinin birer klasik olduğunu görmemiz mümkün, kiminden haberdar kiminden bihaber olduğumuz... Büyüyenay Yayınları, bizi köklerimizle barışmaya, onları tanımaya çağıran bir sesin sahibi...

İbrahim Coşkun,
Yedi İklim Dergisi, Sayı: 265, Nisan 2012

 

Büyüyenay’ın titiz çalışması okura yaradı... Necip Asım’ın ‘Kitab’ı, Büyüyenay’la asıl kimliğine kavuştu... Necip Asım’ın [Yazıksız’ın] Kitap adını verdiği kitap, Türkçede bu alandaki ilk ve tek kitap olma özelliğine sahip. Necip Asım Yazıksız, Türk diline büyük hizmetler etmiş, Orhun Yazıtlarının gün ışığına çıkmasını sağlamış, Atabetül Hakayık’ı ademiyetten kurtarmış bir dil âşığı, son dönem Osmanlı aydını... Kitaba dair ne varsa bu Kitap’ta var.. Kitap, Büyüyenay Yayınları tarafından, güzel bir kapak kompozisyonu ve nefis bir baskı ile ve bölüm araları renkli sayfalarla ayrılmış olarak okurların dikkatine sunuldu.

İsmail Demirel,
dünyabizim.com, 4 Temmuz 2012

 

Necip Âsım Yazıksız’ın Kitap isimli bir kitabı vardır... Geçenlerde bir arkadaşımın masasında görüp el koyduğum, kapağı ve iç düzeniyle de İletişim baskısını aratmayan Kitap, çiçeği burnunda bir kuruluş olan Büyüyenay Yayınları tarafından yayımlanmış.... Kendisi de “muhibban-ı kütüb”den olan Necip Âsım Bey (Soyadı Kanunu çıkınca, “günahsız, masum” mânâsına gelen “Yazıksız” soyadını almıştır), Kitap’ta, kitabın tarihçesinden başlayıp yazıdan alfabeye, yazı malzemesinden kâğıt çeşitlerine, yazma eserlerden kitap adlarına, yasak kitaplardan, kitap yakma hadiselerine kadar, kitap deyince aklımıza gelen her şeyden söz etmiş ve anlattıklarını güzel anekdotlarla süslemiş... Sözün kısası Necip Âsım’ın Kitap’ı çok önemli ve faydalı bir kitap.

Beşir Ayvazoğlu,
Zaman Gazetesi, 19 Temmuz 2012

 

Tâhirü’l-Mevlevî’nin İstiklâl Mahkemesi Hatıraları isimli eseri Büyüyenay Yayınları tarafından yayımlandı..

Yakın bir zamanda yayın hayatına güzel bir giriş yapan Büyüyenay Yayınları önemli bir eseri daha okurlara sundu. Dr. Nurcan Boşdurmaz’ın hazırladığı Tâhirü’l-Mevlevî’nin İstiklâl Mahkemesi Hatıraları isimli eseri Büyüyenay Yayınları tarafından yayımlandı. İstiklâl Mahkemesi Hatıraları, yakın tarihimiz açısından bir belge hükmünde olup, hem basın tarihi hem de İstiklâl Mahkemeleri hakkında güvenilir, birinci elden bilgiler veren, tanıklıkların dile geldiği bir eser.

Mehmet Emre Ayhan,
dünyabizim.com, 3 Ağustos 2012

 

Yusuf Turan Günaydın’ın hazırladığı, Ali Behcet Efendi’nin etkisi büyük eseri, manevi bir irşad rehberi niteliğindeki ‘Ubeydiye Risalesi-Dar Geçitleri Aşmak’ Büyüyenay’dan çıktı. Büyüyenay Yayınları’nın 12. kitabı olarak piyasaya sürülen Ubeydiye Risalesi giriş, çevirimyazı, sadeleştirme ve tıpkıbasım bölümlerinden oluşuyor. Bu anlamda bu küçük risale, kendinden beklenenden fazlasını veriyor okurlarına. Yusuf Turan Günaydın’dan, kazı çalışmaları sonucu gün yüzüne çıkartılmış nice bol dipnotlu eserler, Büyüyenay’dan da böyle hacmi küçük manası büyük nice eserler temennisiyle…

İsmail Demirel,
dünyabizim.com, 13 Ağustos 2012

 

“Kitap”ı, yeni kurulan bir yayınevi olan “Büyüyenay Yayınları” yayımlamış. (Mayıs 2012) Bu eser, yayınevinin yayımladığı ilk kitap aynı zamanda. Bir yayınevi için böylesine önemli ve güzel bir eserle yayın hayatına başlamak hem çok prestijli, hem de riskli: Prestijli, çünkü çok iyi bir eser; ama aynı zamanda riskli, çünkü yayınevinin daha sonradan yayımlayacağı her kitap, doğal olarak, ilk yayımladıkları eserle mukayese edilecektir. “Büyüyenay Yayınları”, deyiş yerindeyse, kaliteli eserler yayımlamaya yazgılıdır artık…

Büyüyenay ismindeki bu bebek yayınevinin yayımladığı baskı, daha kapağıyla çarpıyor insanı. Yayınevini kutlamak lâzım: Gerek kapağı, gerekse içeriğiyle (sayfa kalitesi, göz yormayan renk seçimleri, rahat okutan harf boyutu ve satır araları, kitabı yayına hazırlayan Ali Yıldız’ın açıklayıcı dipnotları ve kitapta geçen isim, kavram, mekân ve olaylara dâir, Mustafa Kirenci’nin hazırladığı yüz yirmi sayfalık “Açıklamalar” bölümüyle), enfes bir kitap olmuş… Kitabın fizikî kalitesi ve güzelliği hakkında vereceğim şu misal, beni (ve benim gibi olan kitapperestleri) bilenler için, yeterli bir delil olacaktır kanaatindeyim: Okuduğum tüm kitapların altını çizen, sağına soluna notlar alan bendeniz, bu kitabı çizmek şöyle dursun, ilk sayfasına adımı dahi yazmaya kıyamadım.

Orçun Üçer,
Şalom Gazetesi, 5 Eylül 2012

 

Ahmed Mürşid, yazmış olduğu eserleriyle, özellikle de sade bir dille kaleme olduğu 10.000 beyitlik Pendname (Muhammediye-Ahmediye) adlı eseriyle, yaşadığı yüzyılda haklı bir şöhretin sahipliğini üstlenirken; aynı zamanda hem ilim adamlığı hem de üretken bir tasavvuf adamı kimliğiyle, tasaavvuf ve edebiyat dünyamızda Diyarbakır’ı temsil eden mümtaz şehsiyetlerdendir... ‘Büyüyenay’ Yayınları arasında yayınlanmış olan ve toplam 330 sayfadan oluşan bu Kitabı herkes alıp okumalıdır diye tavsiyede bulunuyorum.

Yeni Yurt Gazetesi (Diyarbakır), 5 Eylül 2012

 

Bir dua niyetiyle, ay ile insan, insan ile kozmos arasında rabıta kuran, ‘Ay’ın müjdeleyici, ümitlendirici ve sabrı öğütleyen ders verici değişimlerine atıfla kendi özüne ve köküne sadık kalan ve kamil olma aşamaları olan ‘Ay’ dan ilham alarak “Büyüyenay” adı verilen yeni bir yayınevi yayın dünyasına başlangıç yaptı. Fedakarlığı, takdire şayan çabasıyla, mütevazı ama kuşatıcı bir yayıncılığı ve medeniyet köklerine yönelik bir ekseni hedef alarak altı ay gibi kısa süre içinde 14 kitap yayınlayan eski ve son dönemin yerli müelliflerinin eserlerini yayınlayan “Büyüyenay” yayınevi medeniyet köklerimize doğru bir yolculuğa çıkarıyor okurlarını.

Ahmet Dağ,
dünyabülteni.com, 30 Eylül 2012

 

Yayın dünyamıza klâsik ve kuvvetli bir giriş yapan Büyüyenay Yayınevi, hem çeşidini hem de zenginliğini artırarak yayına devam ediyor. Kitaplarını tek tek değil toplu olarak yayınlayan ve bu konuda bir çizgi tutturan Büyüyenay, kültür çevrelerinden tam not aldı. Kültür ve ilim hayatımıza nice yıllar kalıcı katkılarını dilediğimiz yayınevinin, çıkışı itibariyle kendine seçtiği kitaplar bizim zenginliğimizi bugüne taşıması açısından önem arz ediyor.

Faruk Çınar,
dünyabizim.com, 30 Eylül 2012

 

Yayıncılık dünyanızda ay gibi doğan Büyüyenay, İslâm irfanının seşkin eserlerini yayımlamayı sürdürüyor... Seçilen eserler, gerçekten de bizim bilgelik belleğimizin birbirinden değerli örneklerini oluşturuyor...

Çıktım Erik Dalına nefesinin hayli şerhi var. Onlar arasında Mısrî’nınki en güzeli olanı, derler. Büyüyenay, onu okura sunmakla gerçekten de harikulade bir iş yapmış...

Maverdi’den bir kitap, yine Büyüyenay’dan: Yüce Hedefler. Bergamalı Ahmed Cevdet Efendi’den... Bir rehber kitap bu. Maverdi’nin bir çok dünya diline aktarılmış olan kült kitabı. Hani her eve lazım denir ya, gerçekten de okunası, herkesin okuması gereken bir kitap...

Sadık Yalsızuçanlar,
Star Gazetesi Kitap Eki, 30 Eylül 2012

 

Cumhuriyet tarihinin en karanlık taraflarındandır İstiklâl Mahkemeleri. Kurtuluş Savaşı’nda asker kaçaklarının, TBMM’te karşı çıkanların ve Cumhuriyet’in ilanından sonra vatana ihanetle suçlananların yargılanması için kurulan bu mahkemelerin bilançosu hayli ağır: 2 yılda 13 bin 96 sanık ve 108 idam. Şapka ve inkılaplar aleyhine tavır aldıkları gerekçesiyle Tâhirü’l-Mevlevî ile birlikte 25 kişi İstanbul’da tevkif edilir. İdam cezası verilen Müftü Ali Rıza Efendi ve İskilipli Atıf Hoca dışında diğerleri çeşitli cezalar alır, bir kısmı da beraat eder. 46 yaşından sonra yeni bir devletin kuruluşuna şahit olan şair, gazeteci, Mevlevî dedesi, mesnevihan, edebiyat tarihçisi gibi vasıfları ile çok yönlü bir aydın olan Tâhirü’l-Mevlevî’nin tarihimizin bu dönemine ışık tutan hatıraları orijinal dili ile eksiksiz olarak raflardaki yerini aldı. Osmanlı’nın çöküşü ve devrimler, harf ve şapka inkılabı gibi pek çok radikal değişikliğe tanık olan yazarın yaşadığı sıkıntıları sayfaların arasında dolaştıkça daha iyi anlıyoruz. Kitabın sonunda yer alan fotoğraflar, eserin el yazması orijinalinden örnekler ve dönemin gazetelerinde çıkmış haberler eşliğinde bir yakın tarih yolculuğuna hazır olun.

Derin Tarih Dergisi, Sayı: 7, Ekim 2012.

 

Bu yazıda, bir süredir Doğu Edebiyatının seçkin örneklerini yayımlamakta olan Büyüyenay Yayınlarının okurlarına sunduğu yeni bir klasiği, “Ferec Ba’de’ş-Şidde Hikâyeleri/Güçlükten Kolaylığa Kederden Sevince” adlı kitabı bazı yönleriyle ele alıp incelemeye çalışacağız.

Ahlâkî ilkelerin pratik yolla öğretimini amaçlayan ferec hikayeleri, aynı zamanda dinî bir dil ve düşünce biçiminden de uzak kalamamaktadır. Ahlâk ilkelerini dinin temel tavsiyeleri ile ilişkilendirerek toplumun, dinî düşüncesinin ve metafizik algısının da derinleşmesi sağlanmaktadır. Belki de bu tür hikayelerin en önemli katkısı; sanatsal ya da edebî bir etkinlikten ziyade dinî ve ahlâkî yapının güçlendirilmesi açısındandır. Hatta ferec hikayelerinin toplumsal bir ihtiyacın neticesinde ortaya çıktığını ve masallar yoluyla toplumun ilgisi çekilerek bu ahlâkî ve dinî eksikliklerin giderildiği söylenebilir. Kısaca diyebiliriz ki; teleolojik yapı içerisinde sahnelenen bu hikayelerde, olağanüstü olayların anlatılmasına rağmen, toplumun ahlâk eğitiminin gerçekleştirilmeye çalışıldığı açıktır.

Sonuç olarak toplumun özellikle dinî ve ahlâkî bilgiye olan ihtiyacını karşılamak üzere ferec türü hikayeler, bilgiyi, dolaylı biçimde iletmeye yarayan birer araçtırlar. Sezgisel düşünmenin geliştiği toplumlarda, hikayeler, dolaylı yoldan da olsa mesajın ulaştırılması görevini yerine getirmektedirler. Gerçeküstü kişi ve olayların anlatımıyla, her ne kadar gerçeklik gizlenmiş gibi görünse de, öğretilmek istenen ilkeler, sembolik bir dille ifade edilmesinin yanı sıra hikayenin sonunda tek tek açıklanarak asıl amaç gerçekleştirilmektedir. Bizzat insanların tecrübelerinden hareketle, problemlerin anlatılması, çözüm yollarının bulunmasında masalımsı unsurların kullanılması, bu hikayelerde, insanların hayal güçlerinin de çalıştırılmasına yardımcı olmaktadır. Doğu medeniyetinin temel öğelerinden biri olarak bu hikaye ve masallar, aslında akıl ve bilimsel bilgi ile teknolojik araçlar vasıtasıyla dünyasını idame ettiren sınırlar içerisinde bağlanıp kalan günümüz insanına, sezgisel bilgiyi, hayalleri ve hikemî dili hatırlatmaktadır.

Hülya Altunya, Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 29, 2012/2, Sayfa: 237-242.

 

Osmanlı döneminde en çok basılan ve elden ele dolaşan kitaplardan biri de Diyarbekirli Ahmed Mürşidî’nin Pend-i Ahmediyye adıyla da tanınan eseridir. Öyle ki eserin Osmanlı baskısı, Cumhuriyet döneminde de ofset tekniğiyle tıpkıbasımlar hâlinde defalarca çoğaltılmıştır.

Pendnâme, son dönem Osmanlı sosyal hayıtında çokça okunan (popüler) metinlerden biri olarak önemlidir. Geleneksel ahlâk prensiplerini halk arasında yayan ve benimseten bir rol üstlenmiştir. Daha önceki yüzyıllarda yazılmış Müzekki’n-Nüfûs, Ahmediyye, Muhammediyye, Mevlid vb. eserlerde olduğu gibi sûfiyâne muhtevası sebebiyle Türk halkının İslâm anlayışının tasavvufî bir biçimde şekillenmesine katkısı bulunan metinlerdendir.

Yusuf Turan Günaydın,
Karagöz Dergisi, Sayı: 21, Ekim-Kasım-Aralık 2012

 

Necip Asım Yazıksız’ın ünlü kitabı eski harflerle ilk basıldığı tarihten bu yana iki kez daha basılmış oldu. Büyüyenay baskısı, daha önceki baskısından önemli bir farkla ayrılıyor yalnız: önceki baskı ‘sadeleştirilmiş’ idi; bu baskı bir çeviriyazı çalışmasıdır. Kitabın kelimelerine dokunulmamıştır. Demek Büyüyenay, okuyucusuna güveniyor... Yeni bir yayınevi olan Büyüyenay’ın kitap seçimi dışında kapak kompozisyonlarından göz okşayıcı sayfa düzenine kadar işine özenli bir tutumla yaklaştığını söylemeliyiz. Eserin sonundaki dizin kısmı da ayrıntılı bir içindekiler hükmündedir ve bir kırkambar hükmündeki bu tür kitaplarda okuyucunun aradığını bulmasını kolaylaştırır; zamandan tasarruf ettirir... Özenli yayıncılık alanındaki çabasını gittikçe daha da geliştireceğini kuvvetle umduğumuz Büyüyenay Yayınevini ve eseri yayına hazırlayanları kutlamadan edemiyoruz

Yusuf Turan Günaydın,
Hece Dergisi, Sayı: 190, Ekim 2012

 

Bugün insanlık neredeyse şaşkınlık yaşayacağı, kendsine acaip gelen ve garip bulduğu halleri çoktan unutmuş gibi. Bu haller aslında her daim insanlığın başına gelen haller. Hele hele günümüzde beş yüz, altı yüz yıl önce bu garip haller, duyulmadık hikâyeler yaşanıyor idi. Ve bizim kıymetli bir ismimiz, bu garip ve nadir hikâyeler unutulmasın diye bunları bir kitapta topladı. Bu kitap yüzyıllar boyunca, yazmalar arasında adı gibi garip kaldı. Ve bugün bu garip ve acaip hikâyeler yeniden bizimle buluştu. Büyüyenay Yayınevi’nin edebiyat dizisinin ilk kitabı olarak: Süheyli’den Duyulmadık Hikâyeler/Acâ’ibü’l-Measir ve Gara’ibü’n-Nevâdir...

Faruk Çınar,
dünyabizim.com, 2 Ekim 2012

 

Türker Acaroğlu’nun özensiz hazırladığı, İletişim Yayınları’nınsa özenle yayınladığı (1993) Necib Asım’a ait ‘Kitap’ kitabı, Ali Yıldız tarafından yeniden hazırlanmış ve Büyüyenay Yayınları’nın ilk kitabı olarak basılmış (Mayıs 2012) haliyle yaklaşık altı aydır okunmayı bekliyordu. Nihayet geçtiğimiz günlerde okuyabildim...

‘Kitap’ı okuduktan sonra gördüm ki, bu erteletme yine kitapların neden olduğu bir aldanıştan ibaretmiş. Evet, Necib Asım’ın ‘Kitap’ı, ilk bakışta yazmadan endüstriye uzanan bir süreçte kitabın serüveninden, kitabı oluşturan unsurlara ve kitap muhataplarının ilgi düzeylerine doğru açılan bir kitap kitap. Fakat Necib Asım’ın kitap konusundaki birikimi, tecessüsü, inceleme tarzı ve ille de dili ‘Kitap’ı bir kültür çalışması olmanın ötesine taşıyıp, onu bir nesir şahikasasına dönüştürüyor.

Bir dil nasıl bu kadar müeddep, rakik ve şiirle yüklü olabilir, asıl bunu keşfediyorsunuz onun sayesinde.

Dil ve edebiyatta modernleşmenin, ifadede dini tarz ve terminolojiden kopuşun kanıksanmaya başlandığı yıllarda yazılmasına rağmen sözlerine ‘hamdele ve salvele’ ile başlayan Necib Asım, okuruna da ilkin şöyle sesleniyor: ‘Kârî! sen[in] de benim gibi, kitap muhibbi olduğuna şüphem yoktur. Mahbûbda iştirakimiz, bizi birbirmize rakib etmez, takrîb eder.’

Okurla kurulan bu samimi bağdan sonra verilen her bilgi kuru bir malumat olmaktan çıkıp, tam bir neşveye dönüşerek okurunu farklı bir iklimde yaşamakla, öğrenmekle mutlu kılıyor.

‘Kitap’ı, ‘aslî haline hiçbir müdahalede bulunmadan’ ama günümüz okurunun da kitaptan azami istifadesini gözeterek, sözlüğe bakmayı gerektiren hemen her kelimenin manasını sayfa altında vermek suretiyle hazırlayan Ali Yıldız kadar, kitaptaki özel terimleri, kişi ve yer isimlerini tasnif eden, açıklayan Mustafa Kirenci’yi tebrik etmem gerekiyor.

Ömer Lekesiz,
Yeni Şafak Gazetesi, 12 Aralık 2012

 

Büyüyenay kitaplığı göğümüzde, bir doğuş olarak hilal görünümüyle başladı yayıncılığa, şimdi bir dolunay parlaklığına doğru yol alıyor. Zor bir yayıncılık yapıyor.

Kitabın anlamını ve kültürünü anlamak adına ilk adım Necib Asım’ın Kitap’ıyla bir başlangıç yapıldı. Ardından, kültürümüzün klasik eserlerini art arda yayımlamaya başladı. Tasavvuf klasikleri, Osmanlıca metinlerinin tıpkıbasımıyla birlikte yayımlanıyor. En hayırlı ve güzel davranışlardan biridir bu. Osmanlıca okuma çabasında olanlar için de yararlı. Karşılaştırmalı okumayı sağlıyor. Tasavvufi klasikleri ruh dünyamızın zenginliğini oluşturuyor. Bunlar, değişik nefeslerden çıktığından hemen her biri aynı bir dünya oluşturuyor... Sayfa düzeni, yazı kaligrafisi ve kapaklarıyla da rahat, okunabilir ve özgün eserlerdir bunlar.

Ali Haydar Haksal,
Milli Gazete, 20 Aralık 2012

Kapat